Dinkulturum.com » Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni'nin Sitesi yıllık plan günlük plan sınav soruları zümreler etkinlikler sunum sınıf ödev performans 2008 2009 çalışma kağıtları Dinkulturum.com » Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni'nin Sitesi yıllık plan günlük plan sınav soruları zümreler etkinlikler sunum sınıf ödev performans 2008 2009 çalışma kağıtları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Kasım 22, 2008, 07:02:13 pm


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Ebu Bekir'in iman derecesi  (Okunma Sayısı 206 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DinKulturum.com
Administrator
*****

Karma: 8
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 811



« : Eylül 19, 2008, 07:43:22 pm »



Hz. Ebu Bekir'in imanı, peygamberlerden sonra bir insanın ulaşabileceği en üst nokta, zirve mi oluyordu?

Mehmet Paksu-Bugün



Hocam, geçen gün soruma verdiğiniz doyurucu cevap için teşekkür ederim. İzninizle yeni bir sorum olacak: Hz. Ebu Bekir, Peygamber Efendimizin birçok hadisinde övülmüş, imanının büyüklüğü dile getirilmiştir. Hz. Ebu Bekir'in imanı, peygamberlerden sonra bir insanın ulaşabileceği en üst nokta, zirve mi oluyordu?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hadisinde geçen, "Gelecek bütün insanların imanından daha ağır basar" denen imanı, açıkça sormak gerekirse, peygamberlerden sonra, Allah'a olan imanda Hz. Ebu Bekir mi geliyordu? (Erol Bayram) Evet, bu hadis Beyhaki, İbn Adiy, Deylemî gibi hadisçiler tarafından rivayet ediliyor. Hadisin tam meali şöyle: "Ebu Bekir'in imanı bütün insanların imanıyla tartılacak olsa, Ebu Bekir'in imanı daha üstün/ağır gelir."1

Zaten insanlar arasında üstünlüğü ve Allah katındaki yeri dolayısıyla Hz. Ebu Bekir Peygamberimizden, dolaysıyla bütün peygamberlerden sonra geliyor. Çünkü peygamberler Allah'ın özel elçileridir. Peygamberliğin üstünde biri makam/derece olmaz. Hz. Ebu Bekir'in imanı sıradağlar gibi sağlam, kâinata meydan okuyacak kadar güçlüydü. O her konuda, her olay karşısında, her anda ve her zaman Allah'a olan imanını dile getirirdi. Hayatı, düşüncesi, beklentisi, geleceği hep iman üzerine kurulmuştu. Kur'ân'ın tanımladığı mü'min vasfının tamamı, en ideal anlamda onda görülüyordu. Canını, varlığını, servetini ve her şeyini hiç çekinmeden ve en ufak bir tereddüt göstermeden imanı uğrunda feda etti.

İslamın ilk günlerinde herkes biraz araştırıp soruşturduktan ve tereddütler geçirdikten sonra iman ederken, Hz. Ebu Bekir, Peygamberimizin peygamber olduğunu duyar duymaz, Peygamberimizle görüşmek için evine gitti. Aldığı haberi Peygamberimize açınca şu cevabı aldı.

"Ey Ebu Bekir, ben sana ve bütün insanlara gönderilmiş Allah'ın elçisiyim. İnsanları bir olan Allah'a davet ediyorum." Peygamberimizin bu sözlerini duyan Hz. Ebu Bekir anında iman etti. İman ettiği zaman müşrikler tarafından öldüresiye dövüldü. Uzun süre baygın kaldı. Gözünü açar açmaz sorduğu tek şey: "Resulullah ne yapıyor" oldu.

Miraç sabahıydı. Peygamberimiz çok kısa bir süre içinde bütün gayb âlemlerini gezip gördüğünü anlatıyordu. Müşrikler kendisiyle alay ediyordu. Bu esnada Hz. Ebu Bekir geldi. Müşrikler Peygamberimizin anlattıklarını ilettiler. Hz. Ebu Bekir de "O dediyse doğrudur" dedi ve ondan sonra "imanda en ileri düzey" olan "sıddîk" unvanıyla anılır oldu.

Hz. Ebu Bekir sürekli Peygamberimizle beraberdi. Onun en yakınıydı, en samimi dostu ve arkadaşıydı. Onun için en öncelikli, en önemli, en hayati ve en ciddi iş Peygamberimiz ve getirdiği hak din olan islamdı. Çünkü O Allah'ın elçisiydi. Allah adına konuşuyor, Allah adına hareket ediyor, Allah adına çalışıyordu. Bu açıdan Hz. Ebu Bekir de Peygamberimizin en birinci yardımcısı ve emrinden çıkmayan en yakın dostuydu. Onun bu özelliğini ve yakınlığını Peygamberimiz şöyle ifade ediyordu:

"Bana Ebu Bekir'in malı kadar kimsenin malı faydalı olmadı. Ben Müslüman olmasını teklif ettiğim herkesten bir zorluk göndüm. Ebu Bekir hariç. Zira o teklifim karşısında hiç tereddüt etmeden kabul etti."2 "Sohbetiyle olsun, malıyla olsun bana en çok ikramda bulunan Ebu Bekir'dir. Eğer ben Rabbimden başkasını dost tutacak olsaydım, mutlaka Ebu Bekir'i dost edinirdim. Ancak İslam kardeşliği ve İslam muhabbeti var."3

1 Keşfu'l-Hafâ, 2:165.
2 Tirmizi, Menakıb (3662)
3 Müslim, Fedailü's-Sahabe:2.
Logged

» You are not allowed to view links.
Register or Login
DinKulturum.com'a Nasıl Dosya Yükleyebilirim? Nasıl Materyal Yayınlayabilirim?


» You are not allowed to view links.
Register or Login
DinKulturum.com'dan Nasıl Dosya İndiririm?
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Istatistikler
Üye: 11084
Mesaj: 945
Konu: 829

Son üyemiz hisar99, DinKulturum.com'a Hoşgeldin!
[Daha fazla istatistik]
© DinKulturum.com 2008-2009 Tüm Hakları Saklıdır!
Hakkımızda | Reklam | Kullanım Sözleşmesi | İletişim | Arşiv | ror | urllist | xml gz | ror | xml | urllist | xml |
Din Kültürüm ücretsizdir, yayınlanan materyallerden tam olarak faydalanmak için üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
Din Kültürüm hızla büyüyen ve paylaşım esasına dayana bir sistemdir, lütfen katkı gösteriniz. Katkı göstermeye hemen başlamak istiyorsanız burayı okuyunuz.
Din Kültürüm'de yazdığınız herşey anında yayınlanmaktadır, bu açıdan lütfen döküman ve yazılarınıza itina gösteriniz.

 dev
Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC