|
Din Kültürü
|
|
« : Eylül 22, 2009, 09:44:20 am » |
|
Cuma gününün önemine ve haftalık toplu ibadet günü seçilmesinin anlamına dair Hz. Peygamber'den (sas) birçok hadis rivayet edilmektedir. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: "Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkmıştır.
Kıyamet de cuma günü kopacaktır" (Müslim, "Cum'a", 18).
Başka bir hadiste bu günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğu haber verilmektedir. Bir rivayete göre Hz. Peygamber, "Ben icâbet saatinin, hangi an olduğunu biliyordum, fakat Kadir Gecesi gibi, bu da bana unutturuldu." (Hâkim, I, 279) buyurmuştur. Bu kadar önemli bir anı içinde barındıran cuma namazına Müslümanların her işini bırakarak koşmaları gerekir. Nitekim ayet-i kerime de buna işaret eder: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır." (Cuma /9)
Kadınların cuma namazı kılmaları ise istisna edilerek tercihe bırakılmıştır. Nitekim bir hadis-i şerifte, "Hürriyetine sahip olmayan köle, kadın, çocuk ve hasta müstesna olmak üzere, cemaatle cuma namazı kılmak, her Müslüman üzerinde vacip bir haktır." (Ebu Davad, Salat, 168, Hadis No: 1067; Beyhekı, III, 172) buyurulmuştur. Bu itibarla kadınlar cuma namazı ile yükümlü değildir. Bununla birlikte yükümlü olmamak kadının cuma namazı kılamayacağı anlamına gelmez. Sadece kadınlara cuma namazı konusunda bir serbestlik tanınmıştır. Müsait zaman ve zemin bulan kadınlar cuma namazı kılarlar. Bu durum, dinin onlara tanıdığı bir muafiyettir. Cuma namazına katılan kadınların ayrıca öğle namazını kılmaları gerekmez. Nitekim İslam ülkelerindeki uygulama da bu şekildedir.
Ülkemizde ise geleneksel uygulamada kadın cuma namazını kılmaz. Hatta kılanlara olumsuz nazarlarla bakılır. Hz. Peygamber'in yasaklamadığı bir konunun 'olumsuz' nazarların içine dahil edilmesi ise oldukça manidardır. Gelenekteki şartlar buna elvermeyebilir ama bugünün imkanları oldukça gelişmiştir. Kadın cuma namazı kılmak istediğinde bu imkanlar sağlanmalıdır. Nitekim İstanbul Müftülüğü, cuma namazında kadınlara yer ayrılan camileri belirlemiştir.
Cuma namazının bir diğer farklılığı da öğle saatinde açıktan kıraat yapılan tek namaz olmasıdır. Kadının camiye gideceği en uygun vakit olan öğleyin hem açıktan kıraat hem de cemaat ve duaların kabul olduğu ana takdir edersiniz ki kadının da ihtiyacı vardır. Bu şartlarda tek problem camilerde kadına yer ayrılmasıdır. Bu da işin en kolay yönüdür diyebiliriz.
Bayan cemaatı olan camılerde bılgı verılmelı
Ülkemizde kadınlar cuma namazı kılmamakla birlikte bir vesileyle -özellikle inanç turizmi bağlamında- o vakitte camide olanlar kılmaya gayret göstermektedirler. Ne var ki kadınlar yerinin cuma namazı profilleri oldukça manidardır. Bir kısım kadınlar 'kadın cuma namazı kılmaz' algısı gereği öğle namazı kılarlar ve cuma kılacaklara engel olurlar. Bir kısmı namaz bittikten sonra 'ne namazı kıldık şimdi!' diye şaşkınlık içinde yanındakine yönelirler. Bir kısmı namazın bitmesini erkeklerin camiden çıkmasını bekler öyle namaza başlarlar. Bir kısmı da cuma kılmanın şükrünü eda ederler. Buradan hareketle özellikle cami ziyaretlerine gelen kadın cemaatin cuma namazının nasıl kılınacağı konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bir otobüs kadın cemaat camiye getiriliyor ama cuma namazının nasıl kılınacağına dair en ufak bilgi verilmiyor. Kadınlar da şaşkınlık içinde namazı eksik kıldıkları zannıyla tekrar ediyorlar. Dolayısıyla kadın cemaatin önemli bir kısmı, vaktin kıymetinden çok mekanın ziyaretiyle elindeki imkanı değerlendirememiş oluyor. Kadınların cuma namazı ve cemaate devamları konusunda ülkemizde hem kadın hem de erkekler tarafından daha gayretli projeler uygulanmalıdır.
*İstanbul Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı
Kaynak: ZAMAN
|