Sezai Karakoç memleketindeydiSezai Karakoç'un şiiri ve düşüncesi üzerine bugüne kadar birçok etkinlik düzenlendi. Fakat geçen çarşamba günü şairin doğum yeri olan Ergani'de "Şair Memleketinde" adıyla gerçekleştirilen sempozyumu ötekilerden ayrı bir yere koymak gerekiyor.

Elbette Sezai Karakoç, ötekilere olduğu gibi bu etkinliğe de katılmadı. Yine de Ergani'ye getirdiği heyecanla ve Karakoç'un, doğduğu topraklarda anılmasıyla bu etkinlik, katılanların belleklerinde kolay kolay silinmeyecek izler bıraktı.
Şairin 75. doğum yılında ve tam da doğduğu ay olan gül mevsiminde Ergani Kaymakamlığı'nın çabası ve katkılarıyla düzenlenen sempozyum, iki oturum halinde gerçekleşti. Açılış konuşmasında Kaymakam Enver Ünlü, Sezai Karakoç'un Ergani için bir değer olduğuna dikkat çekti ve katılımcılara teşekkür etti. Naci Gümüş, açılış konuşmasında sempozyumun Erganili gençlere ufuk olacağını söyledi ve Karakoç'un 'diriliş' düşüncesine atıf yaparak, "Bugün Ergani'de diriliş günüdür." dedi.
İlk oturumda önce Doç. Dr. Turan Karataş, Karakoç'un şiirindeki motiflerle, imgelerle şairin çocukluğunun geçtiği Ergani arasındaki ilişkileri anlattı. "Böyle bir sanatçıyla çağdaş olmak herkese nasip olmaz." diyen Karataş'ın konuşması, Erganili dinleyiciler, özellikle öğrenciler için oldukça dikkat çekiciydi. Ardından Prof. Dr. Turgut Karabey, Karakoç'un Leyla ile Mecnun adlı eserini ele aldı. Prof. Dr. Mehmet Törenek ise Karakoç'un Batı kültürü karşısındaki tavrını çeşitli yönleriyle anlatmaya çalıştı. Prof. Dr. Himmet Uç, şairin toplu şiirlerinin yer aldığı Gün Doğmadan adlı kitabını "panoramik bir roman" olarak nitelediği bildiriyi sundu. İlk oturumun son konuşmacısı şair Ömer Erdem'di. Öteki konuşmacıların aksine doğaçlama olarak yaptığı konuşmasında Erdem, Sezai Karakoç şiirinin bir 'kültür şiiri' olduğunu, bu anlamda şairin T. S. Eliot, Ezra Pound gibi şairlerle karşılaştırılabileceğini belirtti. "Sezai Karakoç, şiiri sadece estetik bir olay olarak görmez." diyen Ömer Erdem, Karakoç'un, "çilesi çekilmemiş tek dizesinin olmadığını" söyledi. Sezai Karakoç şiirinin biçimi ve içeriğiyle modern bir şiir oluşu ve II. Yeni şiiriyle ilişkisi, Ömer Erdem'in değindiği bir başka konuydu.
Sempozyumun ikinci oturumunda, Prof. Dr. Muhammet Çelik, Sezai Karakoç için kutsal kavramların önemini anlattı. Akif Emre, bildirisinde Karakoç'un siyasi fikirlerini ele aldı. Doç. Dr. Kenan Erdoğan'ın bildiri konusu ise Sezai Karakoç'un Yunus Emre yorumuydu. Doç. Dr. Alaattin Karaca ve Doç. Dr. Erdoğan Erbay, sempozyumun son iki konuşmasında, Karakoç'un Diriliş düşüncesini ve şiir serüvenini ele aldılar. Sempozyumun sürpriz konuşmacısı ise Prof. Dr. Suat Yıldırım'dı. Kendisi de Erganili olan; şairi ve ailesini yakından tanıyan Suat Yıldırım, dinleyici olarak katıldığı sempozyumda Sezai Karakoç'u "mahzun, mahcup, mütefekkir, mütevazı, müdakkik" olarak tanımladı ve Karakoç'la ilgili anılarını anlattı.
'Şair Memleketinde - Sezai Karakoç Sempozyumu'nda, Erganili edebiyatseverler ve öğrenciler edebiyat soluklayıp taşrada olmanın yazgısını bir günlüğüne unuttular. Ergani'nin her zamankinden farklı bir gün yaşadığı âşikârdı. Bürokratlardan sıradan vatandaşa, lise öğrencilerinden etrafta gezinen çocuklara kadar herkeste bir bayram gününün heyecanı ve mutluluğu vardı. Konuşmacılar, özellikle gençlere seslenerek onlardan, Sezai Karakoç gibi bir usta şairin değerini bilmelerini ve onu örnek alarak geleceğe umutla bakmalarını istediler. Ergani'de sadece Sezai Karakoç, onun düşüncesi ve şiiri konuşuldu. Bu verimli sempozyumu düzenleyenler, Sezai Karakoç'u etkinliğe katılmaya ikna edememiş olsalar da, o gün, 'şair memleketinde'ydi gerçekten.